28 Nisan 2016 Perşembe

Gül yapımı -3- Yumurta kartonundan GÜL nasıl yapılır?


       Hepimizin bildiği yumurtaları taşırken korumak için kullandığımız kartonu değerlendirmeyi düşündük. Bunun için de ilk iş onlardan bir gül tasarladık. Yapımı kolay görünümü güzel.


Bu gülümüzü yapmak için
1- Yumurta kartonu
2- Çöp şiş(vb.)
3-Yeşil renkli el işi kağıdı
4- Yapıştırıcı ve bant
5- Makas ve maket bıçağı
        Kartonun çukur yerleri ve tümsek yerleri gülümüzün yapraklarını oluşturuyor. Çöp şiş vb. gülümüzün sapını oluşturuyor. Sapını yeşil el işi kağıdı ile kaplıyoruz, dalına da yeşil yapraklarını yapıyoruz.

16 Nisan 2016 Cumartesi

Çökertme Türküsü Hikayesi ve Türkünün Sözleri - Fon müzik (Davullu zurnalı)

Çökertme Türküsü Hikayesi ve Türkünün Sözleri

Emre Türker'den alıntı olarak yayınlanan hikaye:

Yiğitliği dillerde dolaşan, mert, irikıyım, kaşı-gözü eli-yüzü düzgün bir Bodrum delikanlısı varmış, adı Halil’miş. Herkesin yüreğini sızlatan türkünün dilden dile dolaştığı dönemlerde, yerli halkın geçimini sağlaması oldukça güçmüş. Bu nedenle de Halil, kimseye zarar vermeksizin sadece ekmek parası kazanmak için kaçakçılıkla uğraşıp, yaşamını sürdürüyormuş. Yaptığı iş ise, en yakın dostu İbrahim Çavuş ile memleketindeki tütünleri, Yunan adalarına taşımak, dönüşte uzo rakısı, kahve ve kanyak gibi şeyler getirmekmiş. Bitez Yalısı’nda oturan, güzelliği dillere destan Çakır Gülsüm adında biri varmış. Tüm yöre halkı, bu iki sevilen kişiyi birbirlerine yakıştırırmış. Zaten onların kalbi de birbirlerine aitmiş. Bir de astığı astık, kestiği kestik, “Çerkez Kaymakam” olarak bilinen “Bodrum Kaymakamı” varmış ki, halk arasında “Kalleş Kaymakam” olarak bilinen bu adam da aynı Halil gibi Gülsüm’e aşıkmış. Kimilerine göre aynı sevdadan yola çıkarak, kimilerine göre kaymakamın yalakaları “Efe Halil’i yakala, Gülsüm’ü kendine al, adın şanın yayılsın” şişirmeleriyle başlamış bu öykü. Yiğit Halil ve can dostu İbrahim Çavuş, kaçak malları yükleyerek, yine Yunan adalarına doğru yola çıkmışlar. Kendisine pusu kurmaya hazırlanan kaymakamın planlarını bildikleri için, gammazcıları şaşırtmak adına dönüşte Bitez Yalısı’na inecekleri haberini yaymışlar. Fakat Aspat’a yanaşacaklarmış. Gece çok karanlık olduğundan, yanlışlıkla Aspat yerine Bitez Yalısı’na yanaşınca olan olmuş. O arada sandalı kurşun yağmuruna tutan kaymakamın adamları, yine söylentilere göre ya kurşunlayarak, ya da bir kolcunun hançer darbesiyle yiğit Halil’i öldürmüşler. Bu olaydan sonra Çakır Gülsüm kadar Bodrum halkının da yüreklerini ateş sarmış. Ardından işte bu ağıt yakılmış. Gece karanlığında yanlışlıkla Bitez Yalısı’na yanaşan Halil’in ardından “Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez Yalısı” diyerek yüreklerine acıyı gömmüşler.


Muğla/Bodrum-Rüştü Gür-Muzaffer Sarısözen


Çökertme'den Çıktım (Da Halil'im Aman) Başım Selâmet,
Bitez De Yalısına Varmadan (Halil'im Aman) Koptu Kıyamet.
Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ıma Emanet,

  Burası Da Aspat Değil Halil'im Aman Bitez Yalısı,
  Ciğerime Ateş Saldı, Telli Kursun Yarası.

Güverte De Gezer İken (Aman) Kunduram Kaydı,
İpekli Mendilimi (Halil'im Aman) Örüzgâr Aldı.
Çakır Da Gözlü Gülsüm'ümü (Aman) Kolcular Aldı,

  Burası Da Aspat Değil Halil'im Aman Bitez Yalısı,
 Ciğerime Ateş Sardı, Telli Kursun Yarası.

*Gidelim Gidelim Halil'im Çökertme'ye Varalım,
Kolcular Gelirse Halil'im Nerelere Kaçalım.
Teslim Olmayalım Halil'im Aman Kurşun Sıkalım,

  Burası Da Aspat Değil Halil'im Aman Bitez Yalısı,
 Ciğerime Ateş Sardı, Telli Kursun Yarası.
 

(Alıntıdır) 

11 Nisan 2016 Pazartesi

İBADET ARTARSA RIZIK DA ARTAR...



İBADET ARTARSA RIZIK DA ARTAR...
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı:
- Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de
- Çalıştığım zat öyle cömertki... Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır:
- Kimin yanında çalışıyorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı:
"Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır" dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.
Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah'a şükredip, ibadetine devam etti....
Allah neye kadir değil ki!
(Alıntıdır)

9 Nisan 2016 Cumartesi

Romen Diyojen ve Alpaslan arasında geçen tarihi konuşma


Romen Diyojen ve Alpaslan

Bizans İmparatoru Diyojen (Romanos Diogenes) Türkleri Anadolu’dan atmak için ordusuyla Malazgirt Ovası’na doğru yürüyordu. Parayla asker toplamış, Hıristiyanlığın en büyük lideri sayılan Papa’dan yardım görmüştü. Kibirliydi. Ordusu yürürken uzun uzun baktıktan sonra gülüyor ve etrafındakilere;
“Dünyada benim ordum kadar kuvvetli bir ordu olabilir mi?” diye soruyordu.
Etrafındakiler de gülüşüp cevap veriyorlardı;
“Asla İmparator Hazretleri!...Siz ve ordunuz, Alpaslan’ı dize getireceksiniz.”
“Öyle olacak. Alpaslan’ı atımın kuyruğuna bağlayıp sürükleyeceğim veya bir demir kafes içinde diyar diyar gezdireceğim!”
1071 yılı Ağustos’unun 25’inci (Cuma) günü iki ordu Malazgirt Ovası’nda karşılaştı.
Alpaslan’ın ordusu, düşman ordusunun dörtte biri kadardı. Fakat perva etmiyorlar, düşmanı yenmek ve Anadolu’yu “ebedi yurt” edinmek için savaşacaklarını biliyor, ALLAH’a güveniyorlardı.
Borular öttü, kösler vurdu, kılıçlar çekildi, atlar kişnedi.
Tekbir sesleri Malazgirt Ovası’nı uzun süre çınlattı. Savaş oldu, zafer Müslümanlara güldü. Ve kibirli İmparator Romen Diyojen, Sultan Alpaslan’a esir düştü.
Alpaslan, çadırına aldırdı Romen Diyojen’i… Sordu;
“Beni yakalasaydınız ne yapardınız?”
Romen Diyojen, utana sıkıla cevap verdi;
“Ya atımın kuyruğuna bağlar sürüklerdim veya bir demir kafese kilitleyip diyar diyar gezdirirdim.”
Tekrar sordu:
“Benim, size ne yapacağımı sanıyorsunuz?”
“Ya boynumu hemen vurduracaksınız yahut da benim size yapmayı tasarladığım gibi demir kafese kapatıp şehir şehir dolaştıracak ve zaferinizle övüneceksiniz.”
Sultan Alpaslan, yanındakilere döndü. İmparator’u işaret ederek,
“İşte aramızdaki fark!” dedi.
Sonra tekrar İmparator’a baktı;
“Sizi serbest bırakacağım İmparator…”
Romen Diyojen dondu kaldı. Verecek hiçbir cevap bulamadı. Yutkundu ve olduğu yere çöktü.
“Ne kadar büyük olduğunuzu şimdi anlıyorum.” diyebildi.

(Kaynak: Tarihimizde Yaşanmış Öyküler (syf.9-10-11) / Yavuz Bahadıroğlu)

1 Nisan 2016 Cuma

Maket Kabe yapımı nasıl olur



    Kabe'nin gerçek ölçüleri yukardaki resimde verilmiştir. Yapılan maket ise %100 küçültülerek yapılmıştır