9 Kasım 2015 Pazartesi

Vakit İkindi ŞİİRİ -YT-18.09.2014

video




Vakit ikindi

Vakit ikindi... Yapraklar birbaşka oynuyor,
Haber veriyor esen yel, gelen güzellikten,
Bu güzellikler hafifçe içime doluyor,
Bir de yağmur taneleri inmez mi gökten?

Heyhât! Odam dar gelir bana bu saatlerde,
Bir firârî olurum, kimse tutamaz beni,
Tek başımayım yağan yağmurda, esen yelde.
Sırılsıklam dolanırken düşünürüm seni.

İkindi yağmurlarım olursun, toprağıma.
Sararmış umutlarım ellerinde yeşerir.
Âb-ı hayat olursun çatlamış dudağıma,
Kurumuş hayallerim gözlerinde yeşerir.

Kokunu alırım, yere düşen her damlada,
Sanki bütün damlalar saçlarından sızıyor.
Hasretle dolmak daha da zordur, sonbaharda,
Belli ki gökler bile bunun için ağlıyor.

VAKİT İKİNDİ... Yaprakların boynu bükülmüş,
Yağmur dinmiş, hafiften bir esinti havada...
Güneş, son bir umut ışığıyla geri dönmüş,
Sevinçler, hüzünler... Yükselen gökkuşağında.

Bir şair, hayran hayran bakıyor; manzaraya.
En güzel resmini çiziyor, mısralarına,
Herkes hayran, herkes sevdalı, bu manzaraya.
Bir sen, dönüp bakmıyorsun şu mısralarına.

Şair, daha ne yapsın, görmeyen kör gönüle,
Güneş bile üzüntüden, dönmüş, kan gölüne.
Sen hâlâ kulak vermedin yaralı bülbüle,
Bir gün gelir solar, yazık olur o gülüne.

Eyvâh! Güneş düşüyor, karanlığın içine,
Boğuluyor, umutlarım gibi, çaresizce,
Gün bitti, kim bilir, kimler çıkar, yeni güne?
Bilinmezin içinde bilinmez, o son gece.
{(meçhul şair)-18.09.2014}

( Her hakkı saklıdır)

USB Flash Belleği virüsten temizleme

"ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN" türküsünün acı gerçeği


Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.
Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.
(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).
Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.
Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.
Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…

Zeytin yağlı yiyin, basma, fistan giyin...
Prof. Dr. Kenan Demirkol
(alıntıdır)